Nükleer Enerjiden Vazgeçin !

Basına ve Halkımıza; 11 Mart 2019 NÜKLEER ENERJİDEN DERHAL VAZGEÇİN! Bu Kadar Felaket Yetmedi mi? Ne Zaman Ders

Basına ve Halkımıza;

11 Mart 2019

NÜKLEER ENERJİDEN DERHAL VAZGEÇİN!

Bu Kadar Felaket Yetmedi mi? Ne Zaman Ders Alınacak?

“Her şeyden çok sevdiğim insan, onu kendim doğurmuş olsam daha fazla sevemeyeceğim insan gözlerimin önünde bir canavara dönüşerek öldü. Lenf bezlerini aldıkları için dolaşımı bozulmuştu, burnu bir yana kaydı, üç misli büyüdü. Gözleri iki yana bakmaya başladı. Çenesi kayboldu, dili dışarı çıktı. Damarları dışarı çıktı, kanamaya başladılar. Boynundan, yanaklarından, kulaklarından, her yerinden. Soğuk su getirip onu ıslak bezlerle sarardım ama hiçbir yararı olmazdı.“

Valentina Timofeyevna Panaseviç

Çernobil nükleer felaketinde müdahale ekibindeki bir inşaat işçisinin karısı

“Nükleer Fizik Enstitüsü’yle, toprak örneklerini test etsinler diye anlaşmıştık. Gönderdiğimiz örneklerin yüksek düzeyde bir radyoaktif ürün olduğu, metal ve beton kaplar içinde yeraltına gömülmesi gerektiğini öğrendiğimde telefon elimden düşecekti. Aynı toprağı ekip biçiyorduk. Et, süt planlarını yerine getirmemiz gerekiyordu. Buğday’dan votka yaptık. Elmalar, armutlar, vişneler meyve suyu olmaya gitti. Çocuklarımız o toprağın üzerinde oynuyordu.”

Vladimir Mateyeviç Ivanov

Slavgorad Parti Komitesi eski genel sekreteri

Svetlana Aleksiyeviç’in tarihe tanıklık eden “Çernobil’den Sesler” adlı kitabı, nükleer santrallerde bir kaza sonrasında yüksek radyasyonun yarattığı acı ve ızdırabı bizlere anlatıyor. Biz ekolojiden ve yaşamın devamından yana dernek ve platformlar olarak yıllar önce Nükleere Hayır derken “İnsan hata yapar. Asıl anlaşılması gereken, nükleer tesislerdeki hatalar ve öngörülemeyen olayların, yaşamı tehdit eder duruma gelmesinin, bir kez daha önleneceği garantisinin olmamasıdır.”

11 Mart 2011 Fukuşima Daiçi Nükleer Santral Felaketi

İşte o öngörülemeyen olaylar 2011 yılında Japonya’da bir kez daha yaşandı. Aradan 8 yıl geçtiği halde radyasyon sızıntısının devam ettiği Daiçi Nükleer Santrali, radyasyon karşısında insanın çaresizliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Çernobil yaşadığımız en büyük nükleer felaket olsa da Fukişima, onu aratmayacak ölçüde radyasyon sızıntısına neden oldu.

8 Yıl Geçmesine Rağmen Radyoaktif Sızıntı Önlenemedi

11 Mart 2011 tarihinde Japonya’da yaşanan deprem ve tsunami ardından reaktörlerin yeterli düzeyde soğutulamaması 6 reaktörün tamamında nükleer yakıt tanklarında sorunlara neden oldu. Bu reaktörlerden dördünde nükleer sızıntı hala devam ediyor.

Robotlar da Yüksek Radyasyon Mağduru

8 yıl sonra bugün bile santraldeki reaktörlerde eriyen nükleer çekirdeklere ulaşılamadı. Bunun için sözde radyasyona dayanıklı çok sayıda robot, gönderildikleri yerde ironik biçimde yüksek radyasyondan etkilenerek bozuldu. Santralin sahibi Tepco şirketi, birkaç hafta önce (Şubat 2019), radyasyon düzeyinin 650 sievert olarak ölçüldüğü (1 sievert mide bulantısı, 10 sievert bir hafta içinde ölüm) 2 nolu reaktörün çekirdeğine ulaşabildi. Gönderilen robotun erimiş nükleer yakıt içerdiğinden şüphelenilen bir atığı dürttüğü görüntüleri yayınladı. Kara komediyi andıran bu açıklama, son teknolojik ürünlerin bile nükleer kazalardaki radyasyon karşısında ne kadar aciz kaldığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, santralde radyasyon seviyelerinin daha yüksek olan diğer iki reaktörde keşif çalışması henüz başlatılmamış olması nükleer enerjinin neden terk edilmesi gerekliliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Çalışanlarda Kanser Endişesi

Fukuşima Nükleer Santralinde binlerce işçi, tesisin çoğu bölgesinde yüksek radyasyon altında çalıştırılsalar bile tesisin radyasyondan temizlenmesi olası görülmüyor. İşçiler, tesisin çoğu bölgesinde hafif kıyafetler ve basit cerrahi maskeler takarak çalışıyor. Ortamdaki radyasyon, işçilerin önümüzdeki on yıl içinde kanser hastalığına yakalanma riskini her geçen gün daha da artıyor. Tesisteki tanklarda şu ana dek 900bin ton radyasyonlu su depolanmış olsa bile bunun çok üstünde radyasyonlu suyun Pasifik Okyanusuna aktığı biliniyor.

Buz Duvarı Fiyasko, Fukuşima’da Yeraltı Suyu Artık Bir Radyoaktif Ürün

Tepco, 220 milyon dolar harcayarak yeraltına inşa ettiği buz duvarı, amaçlandığı gibi yeraltı suyunun nükleer reaktör tabanlarına sızmasını engelleyemedi. Bir Tepco yetkilisi, Japonya Nükleer Düzenleme Kurumu’nun Temmuz 2016’daki toplantısında, amaçlarının yeraltı suyu girişini tamamen durdurmak değil, “önünü kesmek” olduğunu kabul etti. Bunun anlamı, 8 yıl sonra bugün bile hala, santralde 4 ayrı reaktörde bulunan erimiş nükleer yakıtın, çok yüksek düzeyde radyoaktif kirliliği yeraltı suyuna bulaştırmaya devam etmekte oluşudur. Böylelikle Japonya’da yeraltı suyu giderek daha çok radyoaktif ürün haline gelmektedir.

Felaketin Maliyeti, Türkiye’nin 2019 Bütçesinden Bile Fazla

Fukuşima Nükleer Santralinde erimiş radyoaktif içeriğin temizlenmesi için 189 milyar dolar harcamayla 30 – 40 yıl içinde tamamlanacağının açıklanması nükleer santrallerin ne kadar içinden çıkılmaz sorunlara ve ulaşılmaz bütçelere gebe olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Japonya’daki Nükleer Felaket, Türkiye Hükümetinin Umurunda Değil

2011’de Japonya’dan dünyaya yayılan nükleer tehdit sürdüğü ve Almanya’nın nükleer santralleri 2022 yılına kadar kapatacağını açıkladığı sırada, Türkiye’de dönemin Başbakanı Tayip Erdoğan, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün büyük ard arda açıklamalar yaparak, nükleer santrallerden vaz geçmeyeceklerini söylüyorlardı.

Sinop’ta Nükleer Santrali Fukuşima Zanlısı Tepco Yapacaktı

Enerji Bakanı Taner Yıldız, Fukuşima nükleer felaketinden üç ay önce 25 Aralık 2010‘da Japonya’ya giderek, Tepco şirketi ile Sinop’ta nükleer santral kurulması için bir ön anlaşma imzalamıştı. Japonya’da felaketten sonra radyasyonu temizlemekle uğraşan Tepco’ya, Türkiye Hühümeti tarafından ard arda nihai alaşma imzalama teklifi yapıyordu. Başı zaten belaya batmış olan Tepco bu tekliflerden bunalıp, ön anlaşmadan çekildiğini, nihai anlaşma yapmayacağını Türkiye’ye bildirdi.

Bu olay, hala yönetimde olan siyasi anlayışın, nükleer felaketin yaratacağı yıkımı anlamakta ne kadar aciz olduğunu net bir şekilde gözler önüne sermektedir. İzmir Gaziemir’de ortaya çıkan Eu252 nükleer santral atıklarına halen çözüm bulamaması, Manisa Köprübaşı’nda; Aydın Söke Kisir Köyünde terk edilmiş uranyum madenlerinden yayılan yüksek radyasyona çare bulunamamsı, son 15 yılda Türkiye Hükümetlerinin radyasyona karşı umursamaz yaklaşımını ortaya koymaktadır.

Sözde Depreme Dayanıklı

Fukuşima Nükleer Santrali sözde her türlü depreme dayanıklı olarak inşa edilmişti. Ülkemizde yaşanan doğal afetlerin % 61 deprem kökenlidir. Topraklarımızın %42’si 1. derece, %24’ü 2. derece, %18’i 3. derece deprem kuşağı üzerindedir. Nükleer santral yapılması planlanan Mersin Akkuyu’nun 25 km yakınında Ecemiş Fayı geçer. Ecemiş Fayının 6-7 büyüklüğünde deprem birikimi oluşturacak suskun tarihsel aktif bir fay olduğu bilinmektedir. Akkuyu’ya yapılacak nükleer santral, 35 yıl önce 1976 yılında verilen bir yer lisansına dayandırılarak inşa edilmektedir. Bölgede son 43 yılda oluşan topografik, jeolojik, jeoteknik, hidrolojik, sismolojik ve meteorolojik özellikler dikkate alınmamıştır. Yalnızca bu nedenler bile nükleer santralin Türkiye’de ne kadar büyük bir faciaya davetiye çıkaracağını anlatmaktadır. Sinop’ta kurulması planlan nükleer santral için depremsellik aynı derecede önemlidir.

Nükleer Enerjiden Derhal Vazgeçin

Elektrik Mühendisleri Odası, Türkiye’de elektrik enerjisi açığı değil fazlası olduğunu her fırsatta açıklıyor. Dünyanın vaz geçtiği nükleer santralleri başımıza bela etmeye hazırlanan Hükümet ise bize enerji ihtiyacımız var diyorlar. Onlara soruyoruz. Enerji ihtiyacını yaratan kim? Enerji ihtiyacını yaratan sizin ve sisteminizin politikaları değil mi? Kirli ve yoğun enerji gereksinimi olan Çimento, Demir-Çelik gibi sanayileri teşvik eden siz değil misiniz? Daha fazla tüketim için politikalar geliştiren, bu tüketimi karşılamak için daha çok üretim planları yapan ve böylelikle enerji açlığını körükleyen sizin sisteminiz değil mi? Bir kez daha açıklıyoruz. Bizim halk olarak daha fazla enerjiye ihtiyacımız yok.

Biz, Türkiye çapında 60’a yakın ekoloji örgütünün ortak sesi Ekoloji Birliği olarak, dünya ülkelerini ve Türkiye Hükümetini nükleer kazalardan ders çıkartılarak nükleer enerjiden vaz geçmeye çağırıyoruz.

Nükleer Enerji Çözüm değildir!

Nükleer Enerjiden Derhal Vazgeçin!

EKOLOJİ BİRLİĞİ

İletişim:

Sözcüler:

Caner Gökbayrak: 0533 8151654

Süheyla Doğan : 0533 4552102

ekolojibirligi@gmail.com